dinigeceler - BÜYÜK MÜRŞİD-İ KAMİL ALİ KARA{K.S} EFENDİ HAZRETLERİ - Blogcu
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

29/1/2007

MUHARREM AYI VE AŞURE

MUHARREM AYI VE AŞURE

 

"Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

Allah'ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah'ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem'in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür.
Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan "On geceye yemin olsun" ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem'in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)

Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.

Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)


Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.


Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine'ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
"Bu ne orucudur?" diye sordu.
Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur" dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa'nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(
3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." 'Buhari, Savm: 69.


O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.


 

22/1/2007

2007 dini günler

2007 DÎNÎ GÜNLER

20 OCAK 2007 HİCRİ YILBAŞI
29 OCAK 2007 AŞURE GÜNÜ
30 MART 2007 MEVLİD KANDİLİ
16 TEMMUZ 2007 ÜÇ AYLARIN BAŞLANGICI
19/20 TEMMUZ 2007 REGAİB KANDİLİ
10/11 AĞUSTOS 2007 MİRAC KANDİLİ
27/28 AĞUSTOS 2007 BERAT KANDİLİ
13 EYLÜL 2007 RAMAZAN BAŞLANGICI
08/09 EKİM 2007 KADİR GECESİ
12 EKİM 2007 RAMAZAN BAYRAMI
20 ARALIK 2007 KURBAN BAYRAMI

4/1/2007

Kandiliniz Mübarek Olsun

Kandiliniz Mübarek Olsun

MEVLİT KANDİLİ

Hz. Peygamber Efendimizin, doğum yıldönümü dolayısıyla kutladığımız gün.Hz. Muhammed'in doğum gecesi olan, Rebiul-evvel ayının onikinci gecesine denir.

Mevlid, doğum zamanı demektir. İslam'da Mevlid gecesi, Rebiul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki gecedir. Hz. Muhammed 'in doğum günü, bütün Müslümanların bayramıdır. müslüman alemi bu gecede en iyi şekilde istifade etmeli,kelime tevhid salavat-ı şerife getirmeli yasin-i şerif ve kuran-ı kerimi  okumalı bu gecede Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir. ihvan kardeşlerimizin ise her günü bu gün ki gibi olmalıdır,çünkü ihvan olmanın gayesine ulaşmak efendisine bağlılığında kalıcılığı sağlamak derviş için her günü bu geceler gibi geçirmesiyle mümkündür.yoksa dervişin bir ayrıcalığı olmaz.

 

 


 

 

 

 

 

 

10/10/2004

RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Sahur ve seherin bereketini, iftarın paylaşma hazzını, teravih coşkusunu bizlere yaşatan, "ben oruçluyum" söylemini gönüllerde hissettirerek içinden geçtiği topluma bütüncül bir barış havasını solutan, pek çok güzelliği ve bereketi bünyesinde barındıran rahmet ve mağfiret mevsimi Ramazan ayını geride bırakarak, sevgi ve şefkatle birbirimize ellerimizi uzatma ve kaynaşma günü olan bayrama ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz.
Geride bıraktığımız Ramazanda gerek bireysel ve gerekse toplumsal hayatımızda farklı bir atmosferi yaşadık. Sabır, fedakârlık, paylaşma ve dayanışma gibi erdemleri duygu planımızda öne çıkardık. Derin bir dindarlık şuuru içinde ibadet etme hazzını yoğun bir şekilde yaşadık. Şimdi ise birbirimize sevgi ve şefkatle ellerimizi uzatacağımız, kucaklaşıp kaynaşacağımız bayrama ulaştık.
 
Bayramlar, insanî ve dinî güzelliklerin birlikte yaşandığı, toplumun bütün kesimlerinin birbiriyle kaynaştığı sevgi ve dayanışma günleridir. Bayramlar, kendimizi yenilemenin bir aracı ve insan olmanın bilincine vararak huzur iklimine varabiliceğimiz sevgi yoluna bizi ulaştıran köprülerdir. Dinî bayramlar, insanlar ve toplumlar arası gerçek barış için yaratıcı tarafından önümüze konulan birer fırsat ve muhasebe imkânıdır.
 
Bayramlar; imanı, ibadeti ve tarihi bir sevinç atmosferinde buluşturan ve bu sevinci geleceğe taşıyan zaman dilimleridir. Bu zaman diliminde insanî duyarlıklar ve yardımlaşma öne çıkar, kardeşlik, paylaşma ve dayanışma ruhu canlanır, sosyal adaletin gerçekleşmesi yönünde yeni bir adım atılmış olur. Bayramlar, yalnızlaşan modern insana kendini ve çevreyi fark etme imkânı sağlar; topluma sevinç ve hüznü, sevgi ve dostluğu paylaşma ortamı sunar. Bayramlar dinî ve millî hislerimizi hareketlendiren, akrabalık bağlarını kuvvetlendiren, komşuluk ilişkilerini yenileyen, toplumsal hayatı canlandıran özel günlerdir. Dini Bayramlar, Müslümanlık bilincimizi, kardeşlik ve dostluk bağlarımızı, barış içinde bir arada yaşama irademizi tazeler.
Bu nedenle; idraki ile mutluluk duyduğumuz Ramazan Bayramında çocuklarımıza, kuşatıcı bir sevgi ile yaklaşarak sevgi ve aile huzurunun coşkusunu yaşatalım. Bayram süresince birbirimizi ziyaret ederek evlerden evlere barış, huzur, sevinç, müjde ve kardeşlik duygularımızı taşıyalım.
 
Bayram günlerini, kırılan kalplerin onarılması için fırsat bilelim; özellikle varlık sebebimiz olan anne ve babalarımızı unutmayalım ve onların hayır dualarını alalım. Evinde ve yatağında ziyaretçi bekleyen insanlarımızı hatırlayalım; öksüz ve yetimlerin, kimsesiz ve ihtiyaç sahiplerinin yüzlerinin gülmesine ve ümitlerinin yeşermesine vesile olalım. Bizimle bayram sevincine katılamayan kimseleri; hapishane ve hastane köşelerinde, sığınma evlerinde bulunan vatandaşlarımızı ziyaret edip gönüllerini alalım..
 
Bu dilek ve temennilerle, TÜM DERVİŞ KARDEŞLERİMİZİN, milletimizin, yurtdışında diğer ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın, İslam dünyasının mübarek Ramazan Bayramlarını kutluyor; bu mübarek günlerin milletimizin dirlik ve birliğine, İslam aleminin huzur ve sükununa, insanlığın barış ve hidayetine vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
                                                    Saygılarımla...
                                                                                                        SİTE YÖNETİMİ

10/9/2004

HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN

Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü'minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı…
Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü'minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır.
Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur.

Mü'minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar.

Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar.

Ubâde bin Samit anlatıyor:
Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu:

“İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır.”(1)

Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur.

Cenâb-ı Hak da kulunun bu samimi dua ve niyazını karşılıksız bırakmaz, günahlarını affeder, rahmetine garkeder.

Ramazan ayının kudsiyet ve bereketini bildiren şu hadis-i şerifi birlikte okuyalım. Peygamber Efendimiz geniş anlamda bu hususu dikkatimize vermektedir.

Selmân-ı Fârisî (r.a.) anlatıyor:
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam Şaban ayının son günlerinde bize irad ettiği bir hutbede şöyle buyurdu:

“Ey insanlar büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınızın üstüne düştü. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır. Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazı meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.
Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.
Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir.
Bu ay yardımlaşma ayıdır.
Bu ay mü'minlerin rızkını arttıracak aydır.
Bu ayda her kim oruçlu bir mü'mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.”

Ashâb-ı Kiramdan bazıları, “Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz” dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, “Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile oruçlu mü'mine iftar ettirene de verir” buyurdular ve hutbelerine şöyle devam ettiler:

“Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluştur.
Bu ayda kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse, Allah da onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.
Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasleti fazlasıyla bulundurmaya çalışınız. Bu dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisinden ise hiçbir zaman ayrı kalamazsınız.

Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, kelime-i şehadete devam etmeniz, diğeri de Allah'tan mağfiret dilemenizdir.
Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah'tan Cenneti istemek, diğeri de Cehennemden Allah'a sığınmaktır.
Her kim oruçluya bir yudum su verirse, Allah da ona benim mahşerdeki havuzumdan öyle bir su içirecektir ki, Cennete girinceye kadar bir daha susuzluk çekmeyecektir.(2)


Kaynaklar:
(1) et-Tergib ve't-Terhîb, 2:99.
(2) A.g.e, 2:94.

10/8/2004

Bu gece Miraç Kandili!

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, ''Miraç, insanın erdem yolculuğu, beşerilikten insaniliğe yükseliş hikayesidir'' dedi.

Bardakoğlu, bu gece kutlanacak Miraç Kandili dolayısıyla yayınladığı mesajda, Miraç'ın göklere olduğu kadar, insanın kendi semasına, kalbine ve iç dünyasına doğru da yapması gereken bir yolculuk olduğunu vurguladı.

Bardakoğlu, Doğulu ve Batılı kayda değer bütün önemli düşünürlerin modern çağı insanlık açısından ''gerileme ve bozulmanın öne çıktığı bir çağ'' olarak nitelediklerini ve Miraç'ın insanın yitirmiş olduğu aşk boyutunu yeniden kazanabilmesi için bir imkan olduğunu belirtti.

Miraç'ın, Allah'ın sonsuzluğuna, büyüklüğüne ve birliğine yapılan en görkemli şahitlik olduğunu kaydeden Bardakoğlu, mesajına, şöyle devam etti:''Miraç'ı hatırlamak ve anmak, günde 5 kez kapısını çaldığımız Allah'ın sonsuz merhametine yeniden ulaşma dileğidir.


Miraç bizlere, Cenab-ı Hak'kın kullarını sevgi ve rahmet gözüyle görebilme imkanı sunar. Bugün dünyada, yakınımızdaki komşularımızdan başlamak üzere, savaşlar, işgaller, dünyamızı tehdit eden doğal afetler, küresel ısınma ve diğer tabii tehlikeler, insanların ve devletlerin hırs ve tutkuları yüzünden karşı karşıya kaldığımız olumsuzluklardan kurtulmak için Allah'a sonsuz merhametinin kapısını dua ve niyazla çalmanın da seçkin bir anıdır. Bu anın değerini iyi bilelim ve 'duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var' ayetine sımsıkı sarılalım. Unutmayalım, dua da bir miraçtır ve dua, Allah ile kul arasında yüksek bir bağdır, insanın bu dünyadaki yalnızlığını gideren en büyük buluşmadır.

Daha güzel bir dünya, daha erdemli bir yaşam ve daha esenlikli bir hayat için dua ve ibadet etmekle yükümlüyüz.Bu duygularla ülkemizde ve dünyada yaşanan bütün Müslümanların kutlu Miraç Kandili'ni tebrik ediyor, bu kutlu gecede Yüce Mevla'ya açılan ellerin ve yapılan duaların, bütün İslam aleminin birlik, dirlik ve beraberliğinde, insanlığın hidayetine, başta yakın çevremiz ile İsra ve Miraç mucizesinin cereyan ettiği kutsal topraklarda olmak üzere bütün dünyada hak ihlallerinin, acı ve göz yaşının yerini kalıcı bir huzur ve barışın almasına vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyorum.''

AA

22/1/2004

AREFE GÜNÜNÜN ÖNEMİ

AREFE GÜNÜNÜN ÖNEMİ
Kıymetli geceye kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Fakat Arefe ve Kurban bayramının üç gecesi böyle değildir. Bu dört gece, bugünleri takip eden gecelerdir. Arefe, yalnız Zilhiccenin 9. günüdür. Yani, kurban bayramından önceki güne denir. Ramazan bayramından önceki güne ve başka güne Arefe denmez.

Arefe günü yani bugün yapılacak işlerden bazıları şunlardır:
1- Arefe günü sabah namazından, Kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar, erkek-kadın herkes, cemaatle kılsın, yalnız kılsın, 23 vakit farz namazda selam verir vermez, (Allahümme entesselam...) demeden önce, bir kere, vacip olan teşrik tekbirini söylemeli, yani, (Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilahe illallahü vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) demelidir.
Camiden çıktıktan veya konuştuktan sonra, artık teşrik tekbirini okumak gerekmez. (Halebi)

2-
Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmak sevaptır; fakat Arefe günü oruç tutmak daha çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sûr’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.) [R. Nasıhin]

(Arefe günü tutulan oruç, bin gün
[nafile] oruca bedeldir.) [Taberani]

(Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.)
[T. Gafilin]

(Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur.)
[Müslim] (Yani Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek bir senede yapılan tevbelerin kabul olmasına yarar.)

(Arefe günü
[Besmele ile] bin İhlâs okuyanın günahları affolup duası kabul olur.) [Ebuşşeyh]

(Arefe gününden üstün bir gün yoktur. O gün Allahü teâlâ, yeryüzündekilerle iftihar ederek göktekilere,
"Ey gök ehli, kullarıma bakın, rahmetime kavuşmak ve azabımdan kaçmak için uzak yerlerden geldiler..." buyurur. Arefe günü Cehennemden o kadar çok kul azat edilir ki, başka günlerde bu kadar azat olmaz.) [Gunye]

(Arefe günü, kulağına, gözüne ve diline sahip olan mağfiret olur.)
[Taberani]

(Şeytan, Arefe gününden başka bir günde daha zelil, rezil, hakir ve kinli görülmez.) [İ. Malik]

(Allahü teâlâ, Arefe günü kullarına nazar eder. Zerre kadar imanı olanı affeder.)
[Gunye]

(Arefe ne güzel gündür. O gün rahmet kapıları açılır.) [Deylemi]

İbadet olarak ilim öğrenmek en faziletlisidir. Bu gece ilim olarak, ehl-i sünnete uygun ilmihal okumalıdır.

3-
Bugünü fırsat bilip dua etmeli! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Duanın faziletlisi, Arefe günü yapılanıdır.) [Beyheki]

4-
Arefe gününü ibadetle, Allahü teâlâyı anmakla ve tefekkürle geçirmeye, insanlara iyilik etmeye çalışmalı! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Arefe gününe hürmet edin! Arefe, Allahü teâlânın kıymet verdiği bir gündür). [Deylemi] (Hürmet etmek, günah işlememekle olur.)

(Arefe günü, kulağına, gözüne ve diline sahip olan mağfiret olur.)
[Taberani]

Kulağına sahip olmak, gıybet, çalgı gibi haram olan şeyleri dinlememektir. Eğer biz istemeden kulağımıza gelmişse, bize günah olmaz. Gözüne sahip olmak da, haram olan şeylere bakmamak ve mubah olarak baktığı şeylerden ibret almaktır. Diline sahip olmak ise, yalan söylememek, dedikodu etmemek, laf taşımamak, kötü söz söylememek, hatta boş şey konuşmamak, kimseyi dili ile incitmemek demektir. Bunlara riayet eden Arefe gününü değerlendirmiş olur.

Arefe gecesi, Arefe günü ile Kurban bayramının birinci günü arasındaki gecedir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua reddolmaz. Ramazan ve Kurban bayramının birinci gecesi, Berat ve Arefe gecesi.)
[İsfehani]

(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahü teâlâ, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.)
[Deylemi]

(Arefe gecesi ibadet eden, Cehennemden azat olur.) [S. Ebediyye]

20/1/2004

KURBAN BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN

Kurban Bayramı ve koç

KURBAN BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN !

SİTE YÖNETİMİ

İletişim

ali-osman-ali@hotmail.com

Bu sayfada dakika saniye misafirimiz oldunuz .....Copyright © 2007 Tümhakları saklıdır. Site Hakları ve Sorumluluğu Akcadaghaber.com'a Aittir.
Duyurular
Örüşkü İlahi Grubu'nun 2009 yılı kaset ve CD'leri çıkmıştır.Temin Yeri Akçadağ Aşağı Örüşkü Köyü
Kısa bir süre içerisinde Osman Nuri Bağdadi Ölmeztoprak(K.S) ve Ali Kara(K.S) Efendi Hazretlerinin sohbetlerinden kesitlere sitede yer verilecektir.4 Ekim 2009 tarihinde Yozgat'ta Şeyh Osman Efendi anılmıştır.
3 Mayıs 2009 tarihinde Aşağı Örükçü köyünde Şeyh Ali Kara Efendi anılmıştır.

Ziyaretçi Defterini Oku Ziyaretçi Defterine Yaz