MUTASAVVIF ESSEYYİD ŞEYH OSMAN NURİ BAĞDADİ (ÖLMEZTOPRAK) HAZRET - BÜYÜK MÜRŞİD-İ KAMİL ALİ KARA{K.S} EFENDİ HAZRETLERİ - Blogcu
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

« Önceki | Sonraki »

1/2/2007

MUTASAVVIF ESSEYYİD ŞEYH OSMAN NURİ BAĞDADİ (ÖLMEZTOPRAK) HAZRET


MUTASAVVIF ESSEYYİD ŞEYH OSMAN NURİ BAĞDADİ (ÖLMEZTOPRAK) HAZRETLERİ NİN HAYATI

DOĞUMU: Şeyh Osman Nuri-Bağdadi (r.a.) Hazretleri Hicri {1297},Miladi{1881}yılında Bağdat ilinin Süleymaniye kazasının Biyara köyünde dünyaya gelmiştir. İsmi Osman Nuri Bağdadi'dir. Annesinin adı Seyyide Fehime (r.a.), babasının adı Seyyit Emin (r.a.)'dir.Soyu:“Seyyid-i Şerif”dir. 
DIŞ GÖRÜNÜŞÜ:Yüzünü görenlerin anlatımına göre uzun boylu, geniş omuzlu, ten rengi kumrala yakın,yakışıklı, saçları gür ve düzgün,Yüzü yuvarlak, kaşları hilalli, gözleri iri, burunu çok hafifi bir şekilde sola kıvrıktır, –ki seyyid neslinde görülebilen bir özelliktir. biraz kilolu,,ALLAH’IN nuruyla nurlanmış ,yüzünü görenlerin doyasıya bakıp seyredemedikleri çok büyük bir zattır.bu sadece dış güzelliğiymiş ya iç güzelliği... 

  

ÇOÇUKLUĞU VE GENÇLİĞİ:Şeyh Osman Nuri Hazretleri çocukluk ve gençlik yıllarında bir taraftan dünyevi ilimler öğrenip, askeri okullardaki tahsilini yürütürken, diğer taraftan’de babası tarafından Bağdad’ta özel olarak tutulan hocalardan, lisan dersleri alıyor ve Medreselerdeki hoca efendilerden’de Kur’an, Tefsir, Hadis gibi islami ilimleri öğreniyordu. Şeyh Osman Nuri Efendi yukarıda bahsedilen ilimler ve tahsil hayatının yanında, Irak’ın büyük Mutasavvıflarından Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerinin dergahında tasavvufi eğitimini de sürdürüyordu.  Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretlerin'den Kuran-ı Kerim, hafızlık, hadis, fikih, kelam, tefsir.....ilimler öğrendi.Osman Nuri Efendi, İstanbul’da askeri okulda teğmen olduktan sonra bağdat’a atanmış ve orada Şeyh Ömer Ziyaeddin hazretleninin sohbetlerinden ve manevi feyizlerinden istifade etmeye çalışmıştır. 

İRŞADI:Şeyh Necmeddin hazretleri tarafından irşad edilmiştir.Şeyh Necmeddin hazretleri ,Şeyh Ömer Ziyaeddin Hazretleri nin oğludur.İrşadından sonra birgün Fırat'ta yüzen Şeyh Osman Nuri (r.a.) Gavs-ı Azam (r.a.) üzerine ilahi söylemeye başlamış... Birdenbire cisimleşen Şeyh Abdulkadir Geylani (r.a.) yüze yüze Şeyh Osman'ın (r.a.) yanına gelmiş... Ona selam vermiş... Gavs-ı Azam'ın (r.a.) omzunda çember gibi eğilen uzun bir kıl varmış... Birlikte yüzerlerken Şeyh Osman Nuri (r.a.): “Ya Hazreti Gavs-ı Azam (r.a.)! Acaba senin şu omzundaki kıl kadar olabilir miyim? Sen ne yüce bir Gavs-ı Azam, ne azametli bir evliyasın!” dediğinde... Hazret-i Gavs-ı Azam: “Oğlum Osman! O Kadar da uzun boylu değil: Ben Gavs-ı Azam'ım... Sen de hakiki bir Gavsın!” diyerek başlamış Şeyh Osman Nuri'yi (r.a.) öven arapça şiirler söylemeye...Ben "ya Pir benim bu makamda gelişimde sizin de bir hizmetiniz ve himmetiniz oldu mu?" diye sorunca da: "Anana sor bakayım, sen bebek iken beşiğini kim sallıyordu?" cevabını verdi. Anama sordum evet oğlum beşiğinde ağladığın zaman beşik görülmeyen eller tarafından kendi kendine sallanırdı dedi… 

ASKERLİĞİ: 1914 yılında başlayan 1.Dünya savaşında Erzurum, Kars Cephesinde (Şark Cephesinde) görevlendirilmiş ,Yanında askerlik yapan Yanında aşkerlik yapan bir kişi şöyle anlatır. "Şark cephesinde savaş çok şiddetlenmişti. Mübareğe Genç Osman diyorlardı. Karşıdan top yağıyordu. Üstümüze doğru savaş bir hayli şiddetlenmişti. Mübarek gelen topları bir şeyler söyleyip sağ elinin içiyle durduruyordu. Mübarek akşam olunca üstündeki kaftanını çıkarıp sallayınca yüzlerce mermi çekirdeği dökülürdü.""Şeyh Osman Nuri hazretlerinin hareketleri bir gün çok ilgimi çekti ve takip etmeye başladım. Akşam olunca Mübarek emrinde bulunan askerlerin çadırına girip bazı arkadaşlarımızın gözlerinden öperdi. Bu olay çok ilgimi çekmişti. O insanların cepheden sağ dönmediklerini gördüm. Mübareğe sordum. O da, "onların kaderini yaradan ne güzel yaratmış. Onlar Allah için ve vatanı için şehit oldular," buyurdu. Mübareğe Allah için bize de dua edin biz de şehid düşelim dedim. Mübarek gözlerini yumup biraz sonra "Evlad Allahu Teala'nın takdirini kimse bozamaz," diye buyurdu.  30 yıla yakın süren askerlik hayatını, kıdemli binbaşı rütbesiyle Elazığ Askerlik Şubesi başkanıyken noktalamıştır.  

ŞEYH OSMAN'IN (r.a.) GAVS-I AZAM ŞEYH ABDULKADİR GEYLANİ'NİN (r.a.) TÜRBESİNİ ZİYARETLERİ VE SONRASI


Şeyh Ömer'in (r.a.) halifesi olan Şeyh Osman (r.a.), Şeyh Abdulkadir Geylani'nin (r.a.) türbesine sık sık gitmesi... Gavs-ı Azam'ın (r.a.) mucizevi kerametiyle onunla açıkça konuşmaya başlaması, türbeye gittiğinde kapalı olan türbe kapısının kendiliğinden açılması gibi pekçok kerametlerin zuhuru, O'nun (r.a.) ruhaniyatıyla konuşmaya başlaması hadiseleri Şeyh Abdulkadir Geylani'nin (r.a.); “Oğlum Osman, sık sık atına bin de gel... O sultan boyunla atının üstünde gidişini göreyim!” demesi ve buna benzer gaybi, sırlı buluşmalar neticesinde Şeyh Ömer'in (r.a.) desturu olmadan Gavs-ı Azam'a dönmesi, ona aşık olma hadisesi sonrasında kalbi Şah Geylani'ye (r.a.) dönmüş... Ruhaniyatı, ferasetiyle bunu bilen Şeyh Ömer (r.a.) genç halifesine ders vermeyi düşünmüş. Birgün Biyara'daki sohbet, bir yaz günü akşamının derinliğinde tekkenin damında açık, yıldızlı bir havada yapılıyormuş. Herkes merdivenden tırmanıp dama çıkmış. Şeyh Osman Nuri (r.a.) abdest almada geciktiğinden en sona kalmış. Gavs Şeyh Ömer (r.a.) müritlerine: “O, merdiveni yukarı çekin!” demiş. Şeyh Osman (r.a.) dama çıkmak istemiş; ama merdiven yok... Sağda solda merdiveni ararken Gavs Şeyh Ömer'in (r.a.) sesi yankılanmış: “Osman, Osman sen Allah'a merdivensiz de gidersin...” Şeyh Osman Nuri'ye (r.a.) bu olayla bir ders vermek istemiş...

 

SİLSİLESİ:Osman-ı Seraceddin Tevila (k.s.), Muhammed Bahauddin (k.s.), Ömer Ziyaüddin (k.s.), Necmeddin-i Kübra (k.s.), Osman Nuri-yi Bağdadi (k.s.), Ali Kara (k.s.) KERAMETLERİ:Malatya'daki evinin bahçesinde vefat eden bir müridini himmetiyle diriltmiştir. “Oğul Allah'tan beş sene daha sana ömür aldım... Beş yıl daha yaşayacaksın!” demiş... Adam günü gününe beş sene sonra ölmüştür. Ona, en büyük kerametler verilmiştir. Her şeyi yüze karşı söylediğinden gizli günah sahibi müritleri yanına gitmeye çekinirlermiş..Adıyamanlı bir evliya Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi (r.a.) hakkında sürekli ileri geri konuşup: “Bu ne biçim şeyh! Kısa pantolon giyiyor! Sakalı yok, sarığı yok, cübbesi yok, kasket şapka takıyor!” diyerek tenkit edermiş. Birgün rüyasında Hz.Muhammed (s.a.v)'i görmüş... Peygamberimiz evliyaya: “Ceddim Osman Nuri (r.a.) hakkında ileri geri konuşma... Ona hem gavslığı hem de on iki tarikatı çalıştırma iznini biz verdik... Bir daha böyle şeyler konuşursan seni meclisimizden sileriz,” buyurmuş. Bunun üzerine o evliya hatasını telafi edip, özür dilemek maksadıyla Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi'nin (r.a.) yanına gelmiş. Daha bir şey demeden Gavs-ı Bağdadi (r.a.): “Rüyanda Hz.Peygamberimizi mi gördün? Sana şöyle şöyle mi dedi... On iki tarikata baktığımızı mı söyledi!” diyerek o evliyanın rüyasını anlatınca evliya eline kapanıp af dilemiş. 

DÜNYAYA GELMEDEN ÖNCEKİ TASARRUFLARI...
Hazret-i Gavs Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi (r.a.) bir rivayette bu olayın tanığı olan gelinlerinin anlattıklarından hareketle şöyle bir olayı aktarmıştır: “Şeyhi ziyarete seksen, doksan yaşlarında bir teyze gelmişti. Şeyh oğluyla içeriye girdi. Bu arada o köylü kadın yüzünü peçeyle örtüp, neredeyse yerlere yapıştı.” Şeyh: “Teyze biz de senin oğlun yaşındayız. Bizden ne mahcup olursun!” dedi.. Kadın mahcubiyetinden neredeyse yere yatacaktı. Şeyhe çay getirdik. Çayı üzümle içiyordu. o yıllarda şeker çok az bulunan bir şeydi. Ve konuşmaya başladı... Teyze sen on beş on altı yaşlarındaydın... Hava sıcaktı... Damda yatıyordun... Birdenbire zikir sesi duydun ve uyandın... Hz.Nebi (s.a.v), Al ve Ashabı, Ricalül Gayb Erleri zikrederek geçiyorlardı... Sen onları gördüğünde dehşetten bayılacak gibi oldun...” demiş... Bu esnada teyze hayretle yerinden doğrulup yüzünü açarak şeyhe bakmaya başlarken şeyh devam etmiş: “Kendini kaybedip tam aşağı düşecekken bir gaybi el seni tuttu... Yerine koydu...” dedi ve gülerek sustu. Kadının hayretten ağzı açık kalmıştı. Şeyhe çok dikkatli bir şekilde baktı... Baktı... Ve haykırdı: “O beni tutan kişi sendin, aman Allah'ım sendin!” diye ağlamaya başlarken, Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi (r.a.): “Evet... O bizdik...” diyerek gülümsedi. (Bu olay olduğunda Hazret'i Gavs'ın (r.a.) o kadınla aynı yaş diliminde olmadığı, aşağı yukarı 30-40 sene önce dünyaya gelmeden ruhaniyatıyla bu tasarrufu yaptığı oldukça açıktır.) Sonra çayını bitirip odasında kendini bekleyen ihvanlarının yanına gitmiş...Cemaatle namaz kıldırdığı kimi zamanlarda sağa selam verip namazı bozarak: “Bekleyin falan geliyor... O da namaza katılsın!” buyurduklarında kapı çalar, denilen müritleri gelirmiş.İki mürit Şeyhin ziyaretine gitmektedirler... Yoldaki çaydan geçen bir köylü seyyah o müritlere yaklaşarak selam verir. Müritler selamlı alırlar. Onunla ilgilenmeden yollarına devam ederler. Bu karşılaşma öncesinde müritlerine kendi kendilerine şöyle konuşuyorlarmış: “Şeyh Osman Bağdadi (r.a.) öyle yüce bir Seyyid Gavs'tır ki Hızır (a.s.) gelse ona boyun eğmeyiz.” Müritler şeyhin huzuruna vardıklarında: “Oğul yolda gelirken birbirinize Hızır'la (a.s.) ilgili şöyle şöyle demişsiniz. Şu an Hızır (a.s.) yanımda. Gelirken karşılaştığınız, size selam veren köylü de oydu. Aferin oğlum... İşte böyle olun...” buyurmuşlardır.Hz. Gavs'ı Bağdadi (r.a.) müritleriyle otururken , masasının üzerine bazen arapça yazılı bir mektup inermiş. Bu acayip durumu gören müritlerden nazdar makamında olanlar: “Hayran o mektubu kim yolluyor?” diye sorduklarında: “Oğul Bağdat'ta bir şeyh bize rüzgarla ara sıra bu mektubu yolluyor. Bize soruları oluyor...” Biz de ona Fırat nehriyle mektup yolluyor, cevap veriyoruz,” derlermiş.Hazreti Gavs'ın evinde de yılanlarla sohbetleri olduğu yüzlerce vakalarla nakledilir. Birgün evde yalnız oturduğu sırada kapıda içeri siyah bir yılan süzülür. Gavs'ın küçük kızı bağırarak babasının yanına koşunca o azametli gavs kızına: “Korkma kızım... O bize ziyarete geldi... Sana kötülüğü dokunmaz,” demiş... Yılan Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi'nin (r.a.) karşısında dikilerek öylece durmuş. Bir ara Hazreti Gavs: “Bana bir yaprak getirin demiş. Dua ederek yaprağı yılana vermiş. Yılan yaprağı ağzına alarak geldiği yerden süzülerek gitmiş...” Bu olaya tanık olan Gavs-ı Bağdadi'nin (r.a.) kızı demiş... “Baba o yılan ne yaptı? Niçin ona yaprağa dua okuyup verdin?” deyince Hazreti Gavs (r.a.): “Kızım bu yılanın eşi oldukça ağır hastaymış. Bizden dua istedi... Biz de dua ettik inşallah Allah (c.c.) şifa verecek,” buyurmuşlar...Çocuğu olmayan bir müridi onu evine davet etmiş... Yolda gelirken köylüler Hazreti Şeyhi (r.a.) karşılamışlar. Yolda giderken: “Durun oğul!” demiş... Bir müddet öylece durmuşlar... Sonra Hazret-i Gavs (r.a.): “Oğul siz ne yapmışsınız? Bundan iki sene önce bir yılanı tutup ateşte canlı canlı yakmışsınız. Yılanın ruhu sizi bana şikayet ediyor. Oğul yakmak Allah'a (c.c.) mahsus, niçin böyle yaptınız?” diye köylüleri azarlamışlar. Bu keramet karşısında şaşkına dönen köylüler şeyhten özür dileyerek yağmur yağsın itikadıyla böylesi batıl çirkin bir işi yaptıklarını itiraf etmişler. O müridin bahçesinde otururlarken: “Bu dut ağaçları seni bana şikayet ediyorlar... Onları abinin bahçesinden izinsiz olarak getirip kendi bahçene diktiği söylüyorlar.” buyurunca o çevrede sayılı dindarlardan bilinen mürit: “Hayır baba! Böyle bir olay sanırım olmadı,” deyince... Şeyh tasarruf ve himmetiyle onun gönül gözünü açmış. Karşısında konuşan dut ağacı ona çıkışmaya başlamış. Hazreti Gavs: “Hadi kendi aranızda anlaşın!” diyerek gülmüş. O mürit ağaçla konuştuktan sonra hatasını anlayıp şeyhten özür dilemiş. Şeyh o hali üzerinden himmetiyle geri almış...
Hazreti Gavs-ı Bağdadi (r.a.) kahhar meşrep bir Gavsullahtır. O üç şeyden nefret etmiştir: Müritlerinin kendi varlıklarını ortaya koyarak insanları kendilerine bağlamaları, yolunu terkederek ya da terketmeksizin başka mürşitlerin sözüyle oturup kalkmak... Aldığı dersi bir yapıp bir yapmamak en öfkelendiği hususların başında gelirmiş... Bu nedenle ruhani himmet ve duasıyla pek çok halifesi, müridi onun sillesini yemişler.Kur'anın bu kadar yakıcılığının nedenini soran müritlerine şöyle buyurmuş: “Biz Hazret-i Peygamberimizin (s.a.v.) simasına bakarak Kur'anı okuyoruz... Bu yanıklık, bu etki bu sırdandır.”Bir sohbetinde Hazreti Gavs-ül Bağdadi (r.a.) şöyle demiş: “Ben müritlerim için cinlerin, şeytanların tasallutundan korkmuyorum; ama onlardaki bizim nurumuza aşık olan kızların, kadınların müritlerimize tasallutundan korkuyorum. Bu onları batırabilir,” diyerek bu sırra dikkat çekmişler. Bu nedenle vazife yapan şakirtlerine aşkla yaklaşan kızların çoğunu sille vurarak başlarından defetmiş... Bu husus bütün şakirtlerince dilden dile aktarılarak anlatılagelen çok önemli bir noktadır.

Müritlerince nakledilen bir olayda Hazreti Gavs (r.a.) birgün Diyarbakır'daki bir şeyhi ziyaret etmiş. Sohbetleri sırasında o şeyhin bir müridi manen bitkin, takatsiz bir halde yanlarına gelince şeyhi: “Ne oldu oğlum sana?” demiş... O mürit: “Şehirden geliyordum. Karşıdan Kürt Celal lakaplı bir evliya geliyordu. İçimden hep müritlerini vurup helak ediyor. Keşke böyle yapmasa dedim... Tam yanından geçerken, “vaktine hazır ol!” diyerek himmetiyle beni vurup helak etti,” demiş... O, kahhar gücüyle Diyarbakır'da cami minarelerini ruhani eliyle salladığı söylenen bu dehşetli evliyanın müridine yaptığı hareket karşısında ne yapacağını şaşıran şeyhi sessiz kalmış. Çünkü ona ruhani gücü yetmiyormuş. Bu arada Gavs-ül Bağdadi Şeyh Osman Nuri (r.a) bu duruma oldukça öfkelenmiş... O müride şeyhinin perişan ve şaşkın bakışları arasında şöyle haykırmış: “Oğlum... Var git Kürt Celal'in tekkesine... Karşısında dur... Kürt Celal vaktine hazır ol,” de... Kabe'yi rabıta et... Gerisine karışma... Öylece rabıtada kal!” demiş... Mürit şeyhin müsadesiyle Kürt Celal lakaplı o dehşet ve kahhar evliyanın tekkesine gelmiş. Karşısında vurduğu müridi görünce Kürt Celal: “Niye geldin?” diye çıkışmış... O mürit: “Kürt Celal vaktine hazır ol!” demiş ve söylendiği gibi rabıtaya dalmış... Bir müddet öyle kaldıktan sonra gözlerini açmış... Kürt Celal mosmor olmuş, güçlükle nefes alıp veriyormuş... Ölümcül bir duruma gelmiş... O mürit, Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi'nin yanına koşup olanları anlatmış. Şeyh Osman Nuri (r.a.): “Şeyhim Necmedddin'in (r.a.) ruhaniyatı onun hayat yaprağını kuruttu. Rabıtada kalsaydın o boğulup ölürdü demiş...
Bir rivayette Kürt Celal lakaplı o evliyanın ilmi de gitmiş... Affı için Şeyh Osman Nuri'ye (r.a.) yalvarmış... Şeyh Osman: “Allah (c.c.) sana bu ilmi verdi ki onu bunu vurup helak mı edesin!” diye o evliyayı azarlamış. Evliyalığına ait sırlarını almış ona tekrar vermemiş. Buna benzer yüzlerce olayda hem halifelerinden hem müritlerinden, hem de diğer yollardan sille vurduğu evliyalar olmuş... Seyyid Hakim Arvasi (r.a.), Alvarlı Efe Hazretleri (r.a.) gibi pek çok evliyaullah “O, Arap şeyhin vesileliğiyle bizler Allah'ın (c.c.) nurunu alıyoruz...” diyerek Şeyh Osman Nuri-yi Bağdadi'yi (r.a.) metheden sözler söylemişlerdir... Ona derin bir sevgi duymuşlardır... Bütün bunların en doğrusunu bilen Rahman'dır...
                                                             

VEFATI:1943 yılının Aralık ayında Malatya'dan Yozgat'a gelen bu büyük mürşit, büyük mutasavvıf, zamanın kutbu Şeyh Osman Nuri Bağdadi (KS) 40 gün gibi kısa bir süre içinde kendisini çevresine kabul ettirmiş, sevmiş, sevilmiştir. Vefatına yakın günlerinde "BENİ YOZGAT TOPRAKLARINA DEFNEDİNİZ" demiştir. Yozgat'ın kadir kıymet bilen halkı bu büyük misafirini, 40 günlük hemşerisini 23 Ocak 1944'de Çamlık altı mevkiinde, Sarı toprak mezarlığına defnetmişti. Yozgat’ın  Sarı Toprak’lık Kabristanında bulunan Türbesi,Yurdumuzun dört bir yanından gelen ziyaretçilerin ve gönül dostlarının  ziyaret ettikleri  bir sevgi ve huzur abidesidir.


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

12 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: yurdagül | Tarih: 2009-09-05 12:42:32
    Konu: çok şükür böyle büyük kapıdayım
    şyh osmanı şyh aliyi,bizlere anlatıgınız,için allah razı olsun okumaya doyulmuyor ogluma da,şifa,istiyorum otizim hastası,şyhe sözü geçenler allah,rızası için oglama yalvarın büyük kapı oldugundan ümütlüyüm.

    Bağlantı »

  2. Yazan: osman duran anteplı yaş 31 | Tarih: 2009-07-31 19:41:28
    Konu: şeyh osman şeyh alı
    allah razı olsun bu sıteyı hazırlayan kışıye

    Bağlantı »

  3. Yazan: Birgarip derviş | Tarih: 2009-01-08 17:38:25
    Konu: Şükürler olsun ŞEYH OSMAN VE ŞEYH ALİ gibi Şeyhlerimiz varALLAHUTEALA başımızdan eksik etmesin VEnazarından tüm Dervşleri mahrumetmesin...
    Derviş Kardeşlerim bu yola tam kalben mutmain olalımki Şeyhlerimizin nazarları üzerimize olsun AMİN...

    Bağlantı »

  4. Yazan: mehmet | Tarih: 2008-10-31 23:01:36
    Konu: sağolun
    allah sizden razı olsun böyle bi şeyler yaptıınız için benim sizden ricam birde bu resimleri kopyalayabilsek en azından evinde olmayanlar( benim gibiler)için söyledim yanlış anlaşılmasın şıhlarım size himmet eylesin başarılar dilerim.(resimleri isteme e posta:ali-osman-ali@hotmail.com)

    Düzenleyen serserhan gün: 2/11/2008 saat: 14:54

    Bağlantı »

  5. Yazan: İnanç ERTAŞ | Tarih: 2008-10-25 20:43:20
    Konu: Hamd olsun ki boyle buyuk bır Zatın kapısını tanıdıgımız için.
    Allahım senden razı olsun Osman abı bıze bu buyuk Pirimizi her an ıcımızde yasattıgımız Seyhımızı bize hayatını anlattıgın ıcın sana mınnettarız.Allahım senden ve tum Seyhımızı sevenlerden razı olsun.. Ellerınden operim..

    Bağlantı »

  6. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-08-19 18:52:28
    Konu: teşekkür
    Daha fazla bilgi yazarsanız memnun olurum,birde bu siteyi kim hazırlamışsa allah ondan razı olsun teşekkür ederim örüşküye selamlar.

    Bağlantı »

  7. Yazan: ELAZIĞ İLİNDEN ziya | Tarih: 2008-07-07 09:32:15
    Konu: evliyalar diyarı
    ALLAHU TEALA BİZLERİ ŞEYHİMİZİN ŞEFAATLERİNDEN AYIRMASIN...AMİN

    Düzenleyen serserhan gün: 7/7/2008 saat: 15:39

    Bağlantı »

  8. Yazan: Ismail Orhan KAYA | Tarih: 2008-06-14 10:12:46
    Konu: BU IKI GUZIDE SULTANI TANIMAK COK GUZE
    Merhaba du deyerli sayfalar bizlerle paylasan ve bu ibret almamiz ve yolaridan ayrilmamamiz gereken iki sultanimiz hakindak yasnmis olan konulari bizlerle paylastiginizdan dolayi bu deyerli sayfalari hazirlayandan ve vesile olanlardan rabim rzai olsun .

    Bağlantı »

  9. Yazan: emin | Tarih: 2008-02-09 09:25:21
    Konu: teşekkür yorumu
    kardeş teşekkür ederimböyle bir caışma yaptığın için ALLAH razı olsun yalnız bi şey soracam hz ali kara dan sonra bir daha şeyh gelmemişmidir bağdadi hazretleri ali efendimize yerini vermiştir ali efendi hazretleri kimseye yerini bırakmamışmıdır aklıma takıldı bir yanıt verirsen sevinirim cokgüzel hatda şahane bir calişma yapmışsın ALLAH yar yardımcın olsun

    Bağlantı »

  10. Yazan: ZEYNEP GÜLTEKİN | Tarih: 2008-02-03 19:43:16
    Konu: önemli
    Merhaba ben zeynep Hatice Annenin kardeşinin torunu, Alhas ve Sadiye Gültekinin kızıyım,ben annem ve babamdan ŞEYH Ali ve Osman Hazretlerinin isimlerini sık sık duyar,o büyük zatların anılarını dinlerdim çok hoşuma gider ve hep akrabam oldukları için kendi kendime gurulanırdım ve hala da gururlanıyorum.Ben Kıbrısta Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyorum,bu sitede edindiğim bilgilere bakılırsa kendileri sadece din alimi değil ilim- fen alimi, aldıkları eğitimleri okuyunca şaşırdım,ben de bilim adamı statüsünde eğitim gördüğüm bir bölümde okuyorum ve önümde örnek almam gereken dedelerimle gurur duyuyorum.böyle bir site açmış olduğunuz için teşekkür ederiz...

    Bağlantı »

  11. Yazan: antepli | Tarih: 2008-01-16 15:52:44
    Konu: selamlar
    allah razı olsun şeyhlerimden selamlar örüşküye...

    Düzenleyen serserhan gün: 29/1/2008 saat: 10:34

    Bağlantı »

  12. Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-12-22 18:55:47
    Konu: ALİ OSMAN EFENDİLER
    OKUMAYA DOYAMIYORUM.DAHA FAZLA BİLGİ İSTİYORUM.

    Bağlantı »

İletişim

ali-osman-ali@hotmail.com

Bu sayfada dakika saniye misafirimiz oldunuz .....Copyright © 2007 Tümhakları saklıdır. Site Hakları ve Sorumluluğu Akcadaghaber.com'a Aittir.
Duyurular
Örüşkü İlahi Grubu'nun 2009 yılı kaset ve CD'leri çıkmıştır.Temin Yeri Akçadağ Aşağı Örüşkü Köyü
Kısa bir süre içerisinde Osman Nuri Bağdadi Ölmeztoprak(K.S) ve Ali Kara(K.S) Efendi Hazretlerinin sohbetlerinden kesitlere sitede yer verilecektir.4 Ekim 2009 tarihinde Yozgat'ta Şeyh Osman Efendi anılmıştır.
3 Mayıs 2009 tarihinde Aşağı Örükçü köyünde Şeyh Ali Kara Efendi anılmıştır.

Ziyaretçi Defterini Oku Ziyaretçi Defterine Yaz