MUTASAVVUF ESSEYYİD ŞEYH OSMAN NURİ BAĞDADİ (ÖLMEZTOPRAK) HAZRET

2004-01-04 00:59:00

Bağdat’tan Yozgat’a uzanan yılların ilk başlangıcı Şeyh Ömer Ziyaeddin Hz.nin(şeyh osman bağdadi hz. şeyhi)bir sohbet esnasında "Osman yakında Bağdat'tan ayrılıp Anadolu'ya gideceksin.Orada kal,geri dönme çünkü İslam’ın sancağı Anadolu'da düştü,tekrar oradan kalkacak" buyurmuştur.Şeyh Ömer Ziyaeddin  Hz'nin bu emri ile manevi işaret verilmiştir.Anadolu'ya gelişinin manevi sebebi budur.Zahiri sebebi ise;1.Cihan Harbi patlamıştır.Osmanlı Devletinin taraf olduğu bu harpte(İngilizler Bağdat'ı işgal etmişlerdir.Bağdat halkı işgale direniş gösterirken Şeyh Osman Nuri Bağdadi Hazretleri yanına,yedi bin beş yüz eli silah tutan milis gücü,yüz bin civarı altın,elli bin civarı büyükbaş ,küçükbaş hayvan ile Anadolu’yu savunmak üzere Bağdat’tan ayrılarak Erzurum Cephesinde harp etmek üzere  yola çıkmıştır.)
Anadolu topraklarına girdikten sonra yanındaki mühimmat ve askeri emniyetli bir şekilde cepheye ulaştırmak için güvenli bölgeler seçilerek yola devam edilmiştir.
Bu çileli ve uzun yolda yol boyunca Anadolu insanlarından da katılanlar olmuştur. Malatya topraklarına girdiklerinde hayvanların sulanma ve yayılım ihtiyaçlarını karşılamak için  Fırat vadisi güzergahı izlenmiştir.(O yıllarda Malatya halkı şimdiki Battalgazi ilçesi olarak geçen bölgeyi ana yerleşim birimi olarak kullanmaktaydı.)Sinan köyüne vardılar ve dinlenme molası verdiler.(şu anda bu köy Karakaya baraj gölü altında kalmıştır).Şeyh Osman Nuri Hz. cepheden gelen bir telgraf ile ikinci bir emre kadar 6 ay süresince bu köyde kalmaları gerektiği emrini aldılar.
Malatya halkının Şeyh Osman Nuri Hazretlerini  tanımaları ve tarikat ile tanışmaları bu günlere rastlamaktadır.
Şeyh Osman Nuri Hazretleri irşad olduktan sonra hayatının her döneminde olduğu gibi tarikatı  bu beldelerde anlatmaya başlamıştır. Maalesef Malatya halkı o yıllarda tarikata gariptir.Maneviyatın güneşi olan bu zat keşif,keramet ve sohbetleriyle bu topraklara tarikatın ilk tohumlarını saçmaya başlamıştır.
Malatya'nın Sinan köyünde mola verdikleri ilk dakikalarında kendisine çadır kurmak üzere askerler bir söğüt ağacından üç dal kesmişlerdir .Bu esnada köy halkından bir şahıs oradan geçmektedir.Söğüt ağacı bu şahsın eşi ve eşinin kardeşlerine aittir.köylü içinden şunları geçirmiştir:"bu ağaç üç yetim kız kardeşe ait,onlara danışmadan bunu niye kesiyorsunuz!bu haram değil mi ?"diye içinden geçiriyor.Ancak askerlerden de korktuğu için belli etmiyor.
Efendi hazretleri köylüyü yanına çağırıyor.Köylünün içinden geçirdiklerini yüzüne tek tek söylüyor,ve sen yetimlerin hakkını aramıyorsun nefsin eşinin hissesinin peşinde diyor ve yetim kız kardeşlerin adlarını söylüyor(Havva,beyaz,şemse)ve her dal için köylüye birer tane reşat altını veriyor(3 reşat altınıyla o günün behrinde yüzlerce söğüt ağacı alınabilir)yetimlerin hakkı öyle değil böyle korunur buyuruyor.Yetimlerin hissesini yaşları küçük olduğundan götürüp Osmanlı Bankasına yatıracaksın,evrakı getirip bana göstereceksin ve çocuklar büyüdüklerinde bu parayı alıp istedikleri gibi kullanacaklar.buyurdu. köylünün niyeti ise bu paranın tamamını nefsine geçirmektir.onun için sıkı sıkı tembih ediyor ve dönüşte evrakı kontrol ediyor.Mutasavvuf Esseyyid Şeyh Osman Nuri Bağdadi(Ölmeztoprak) Hazretleri askerleri ve getirilen hayvan  ve erzakları Fırat nehrinin yanında bırakarak Sinan köyüne gidiyor(Çünkü askeri komuta merkezinden gelen telgrafa göre ikinci bir emre kadar köyün alt tarafında-Fırat nehri kenarında kalmaları gerekmektedir.Köy halkına paniğe kapılmamaları,canları malları ve namuslarından endişe etmemeleri için atına binip köy meydanına ulaşıyor)Meydanda Köyün ağası ve saygın bir insan olan Arif ağa ile karşılaşıyor.Kendisini takdim ettikten sonra ilk kez karşılaştığı ve henüz adını sormadığı ağaya ismiyle hitap ediyor ve ağa ile sessizce konuşmalarını sürdürüyor. Mutasavvuf Esseyyid Şeyh Osman Nuri Bağdadi(Ölmeztoprak) Hazretleri’nin konuşmalarını dikkatlice dinleyen ağa şaşkınlık içinde kalıyor.6 ay gibi bir süre bu köyde konaklayacaklarını söyleyen Şeyh Osman Nuri Bağdadi(Ölmeztoprak) Hazretleri ağaya dönüp malınız, canınız ve namusunuz benim şahsımda devletin güvencesine alınmıştır endişe etmemelerini belirtiyor.Güvende olduğunu hisseden ağa Şeyh Osman Nuri Bağdadi(Ölmeztoprak) Hazretleri’ni evine davet ediyor.Bir süre sonra ağa sen dün gece bir rüya gördün anlat da tabir edeyim diyor.ancak ağa rüyayı unuttuğu için hem duraksıyor hem de efendim siz nerden biliyorsunuz benim ne rüya gördüğümü diyor. Şeyh Osman Efendi ‘’Arif ağa bunu bize yaratan Rabbim bildiriyor’’diyor ve ekliyor. Rüyayı sen gördün ve unuttun ben sana hem rüyayı anlatayım hem de tabir edeyim buyuruyor.Rüyayı anlatıp tabir ediyor. Hayretler içerisinde kalan Arif ağa efendi seni bu saatten sonra çadırda yatırtmam benim evim müsait burada kal ben ve çoçuklarım sana hizmet edelim diyor ve ağanın yoğun ısrarı üzerine   Şeyh Osman Efendi kabul ediyor.Askerin yanına gidip onlara gereken emirleri vereyim,subaylarımdan birine askeri ve ve hayvanları teslim edeyim ve eşyalarımı alıp geleyim diyor ve evden ayrılıyor.Arif ağa olanlar  ve anlatılanlar karşısında hala şaşkın bir haldedir.Ağanın yanına o sırada köyden Abdullah(Abdo) adında  köylüsü yanına gelerek ağa bu ne hal sana ne oldu hasta mısın?diyerek ağayı soruyor.Bir süre sonra Şeyh Osman Efendi teşrif ediyor.ve ağa ile birlikte ağanın evine geçiyorlar.
Bir müddet sonra köylü Abdullah(Abdo)ve diğer köylüler ağanın evine gelerek Şeyh Osman Efendi’yi ziyarete geliyorlar.Abdo düzme(uydurma) rüyasını anlatmak için müsaade istiyor.Şeyh Osman Efendi Hz. anlat bakalım diyor,ve Abdo başlıyor uydurma rüyasını anlatmaya daha rüyası bitmeden Şeyh Osman Efendi araya giriyor Abdo senin gördüğün bu rüyaya eşek rüyası derler!Sen rüya görmedin uydurdun! Diyerek sert bir şekilde uyarıyor ve azarlıyor. Abdo’ya dönerek  sen asıl babanın üvey kardeşine verilmesini vasiyet ettiği araziyi üvey kardeşin Mustafa’ya niçin vermiyorsun?onu söyle bak babanın ruhu  senden davacı ben o tarlayı Mustafa’ya verdim.ben öldüğümde o küçüktü.Abdo’ya Mustafa’ya vermesini söyledim,baban uzun yıllar oldu hala Abdo, Mustafa’ya vermediğini söylüyor. Şeyh Osman Efendi Abdo’ya o tarlayı Mustafa’ya devredeceksin diyor.Abdo tamam sonra veririm diyor.ancak vermemeyi içinden geçiriyor. Şeyh Osman Efendi ulan aptal için farklı dışın farklı söylüyor diyerek hemen tarlayı Abdo üvey kardeşine köy senedi ile resmen devrediyor Şeyh Osman Efendi Hz. Bir süre Arif ağanın konağında misafir oluyor. Daha sonra köy içinde kendisi için bir ev tahsil ediliyor ve  Şeyh Osman Efendi Hz artık ağanın evinde değil köy içinde kendisi için tahsil edilen evde kalıyor.(bu rivayet köylünün oğlu Paşa tarafından anlatılmıştır)

 

Adamın biri eşeğini dağda bırakır, Kurban sana emanet ettim, dermiş. Bir böyle, iki böyle; bir gün Şeyh Osman hazretlerini rüyasında görmüş. 

Şeyh Osman efendi demiş ki:

"Bari eşeğini kazığa bağla, öyle emanet et, beklemekten yoruldum" demiş.

 

Şeyh Osman Efendi Hazretleri zamanında bir evde mevlit okunmuş. Dervişlerden bir kısmı "şeyh bizim odadaydı", diğer dervişler ise "hayır bizim odadaydı" demişler. Şeyh Osman Hz.lerine sormuşlar. "Her üç odada da vardım" demiş.

 

Şeyh Ali Efendi şeyhliği zamanında Türkiye en bol zamanını yaşıyor,  Fakat bir sene oralarda ekinler olmamış. Geleni, gideni çok olduğu için Hatice Anne onları nasıl doyuracağım diye düşünüyormuş. 

Şeyh Ali Efendi Hatice anneye demiş ki;
- Yastıkların içini boşalt ta götürüp Malatya'da satayım ve parasıyla da bir şeyler alıp geleyim. Dervişler aç kalmasın. 

İşte  bu sözü söylediği gün Şeyh Ali Efendi secdedeyken rabıta halinde öylece bir süre kalakalmış. Bu arada Şeyh Osman Efendi Hızır A.s  birlikte gelip, Hatice anneyle açıktan görüşüyorlar. Şeyh Osman Efendi Hatice anneden bütün zahire dolaplarının ve diğer yiyecek kaplarının yerini soruyor. Sonra bunların hepsine elini sokuyor. Hızır A.s da sokuyor ve o gün, bugündür  yiyecekler eksilmiyor, eskisi bitmeden yenisi doluyormuş.

Bu arada Şeyh Osman Efendi Şeyh Ali Efendiye şöyle diyor:
- Ali, oğlum, biz öldük mü ki, sen yastıklarını satıyorsun.

 Şeyh Osman Efendi;
- Ali, ben çok keramet gösterdim, kıymetini bilmediler. Sen gizli açık keramet gösterme demiş

Şeyh Osman Efendi dervişlerden birine alışveriş yapması için bir miktar para veriyor. Alış veriş yaparken para yetmiyor.derviş kendinden katıyor. Sonra hamama gidiyor, parası yetmiyor. Yıkanırken su bulunan yere tası daldırınca kattığı parayı orada buluyor. Sonra eve geliyor. Şeyh Osman Efendi, paranı aldın mı, diyor. Sana borcum kalmadı, diyor.

 

Avamdan birisi Şeyh Osman R.A. yı duyar. Gider ve der ki
Efendi ben sizin tarikata girmek isterim. Kabul ediniz. Şeyh mübarek
Deftere bakayım yer varsa alırız deyince
O nasıl iş anlamadım, dervişiniz çok olsun istemez misiniz
Şeyh mübarek Allah C.C: ye niyazda bulunur ve adamdan perde kalkar ve bakar ki odadaki herşey tabak çanak, merdiven, merdiven basamakları heriey Allah (c.c) yı zikrediyor Adam şaşırır Şeyh mübarek R.A.
Oğul oğul bize dervişten çok ne var….

 

 

Şeyh Osman Nuri Efendi Hz.leri bahçede otururlarken bir misafirin geldiği haber verilir. Misafir içeri alınır..

- Merhaba Şeyh efendi. Ben bir Binbaşıyım.. Birçok ülkede gezdim, birçok şehirde.. Önüme gelen her dinin alimine bana Allah'ı (c.c.) ispat etmesini istedim.. Ne keşişi, ne hahamı, ne hocası bana istediğim şekilde tatmin kar bir şekilde Allah'ı (c.c.) ispat edemedi... Bende senin namını duydum.. Dediler ki Malatya'da bir şeyh var ismi Osman'dır, kendiside senin gibi Binbaşıdır.. Sen onun yanına git O sana Allah'ı ispat eder.. Şimdi soruyorum.. Sende Binbaşı, bende Binbaşı, hadi bana Allah'ı (c.c.) ispat et ...

- Hele otur Binbaşım der Şeyh Osman (k.s.) Lütfü Oğlum çay yap.. binbaşımla içelim..
- Öncelikle hoş geldin sefa geldin binbaşım, durumlar nasıldır ahval nedir .. (birkaç dünyevi sohbet ve çay gelir)
Şeyh Osman (k.s.) Binbaşıya sorar..

- Binbaşım falanca zamanda falanca memlekette falanca gün şöyle bir rüya gördün..

Rüyanda Sen bir gemide gidiyorsun ve bir hanımla tanıştın. Onula hoş sohbet derken geminin güvertesine çıkmak istediniz, kadın önden sen arkadan çıkarken, sen kadına sarkıntılık ettin, tam denize düşüp balıklara yem olacaktın ki; geminin seyran direğine denk geldin, onu tuttun ve denize düşüp boğulmaktan kurtuldun.

VALLAHİ BİLLAHİ DOĞRUDUR, İYİDE BEN BU RÜYAMI HİÇ KİMSEYE ANLATMADIM, SEN NEREDEN BİLİYORSUN.. SEN ORADAMIYDIN ..

Binbaşı.. Senin inanmadığın ALLAH (c.c.) bana söyledi, bende sana söylüyorum..

Bir bardak çaydan sonra
Şeyh Osman Nuri Efendi gene binbaşıya dönerek..

Falanca tarihte falanca memlekette falanca günde gene bir rüya gördün.. Rüyanda Ata binmiş son sürat gidiyordun.. o kadar süratli gidiyordun ki yolun bitip uçurumun sonuna geldiğini ancak atın tökezlemesi ve senin uçuruma düşmenle anladın.. Tam düşüp parça parça olacaktın ki bir el seni tutup kurtardı..


VALLAHİ BİLLAHİ DOĞRUDUR, İYİDE BEN BU RÜYAMI HİÇ KİMSEYE ANLATMADIM, SEN NEREDEN BİLİYORSUN.. SEN ORADAMIYDIN ...

Binbaşı.. Senin inanmadığın ALLAH (c.c.) bana söyledi, bende sana söylüyorum..

BİNBAŞI AYAĞA KALKAR VE
Şeyh Osman Nuri Efendi’ye DÖNEREK...

SEN evet ŞEYHSİN İŞTE BENDE SENİN ŞAHADETİNDE MÜSLÜMAN OLUYORUM.
Der ve şahadet getirerek müslüman olur

Düzenleme:Site yönetimi

1572
0
0
Yorum Yaz