SİZLERDEN GELENLER

2005-01-21 12:57:00

Es Seyyit M. Latif Lütfü K.S. Anılarından (Oğludur)  Şeyh seferberliğe gittiği zaman seferberliğin ilk senesiydi. Hazret-i Nuh’un (a.s.) ziyaretine gitmiştik, Hazret-i Nuh (a.s.)'ın mübarek türbeyi saadetlerini geçtikten bir müddet sonra Hazret-i Nuh (a.s.)kendisine seslendi: “Bu tarafa dön!” dedi. Şeyh Osman Nuri Hazretleri (r.a.) o tarafa döndü. Sonra attan indi. Şeyh O mübareğin türbe-yi saadetlerini ziyaret etti. Hazret-i Nuh (a.s.) Şeyhin sol koluna pazubant dikti ve Şeyhe: “Seferberliğe gidip sağ salim döneceksin.” dedi. Kendini müjdeledi... Ondan sonra Seyyit Kadri Efendi (ks), Şeyh Osmanı (r.a.) evine davet etti. O akşam Seyyit Kadri Efendinin (ks) evinde kaldı ve sohbet etti. Sohbet esnasında Seyyit Kadri Efendiye (ks) tespih verdi. O tespihten sonra birkaç gün Cizre’de kaldı. Bir zaman sonra dedi ki: “Artık ben seferberliğe gidiyorum, Erzurum'a... Çayın öte tarafında Şeyh Ömer (r.a.) ile irtibat peyda edersin bu irtibat neticesinde inşALLAH ilerde muvaffak olursun.” dedi ve hakikaten de öyle oldu. O gün hükmüyle gitti geldi ve Şeyh Ömeri (r.a.) ziyaret etti... Netice itibariyle Seyyit Kadri Efendi (ks) çok büyük bir zat oldu. ALLAH şefaatine nail etsin...   İkindi zamanı sobayı yakmak için bir kucak odun aldım yukarıya çıktım. Kapıyı açtım, içeriye girdim. Şeyh ikindi namazını kılmış rabıta alemine dalmıştı... Bir ara döndü bana baktı: “Kimsin?” dedi. Şaşırarak: “Lütfüyüm.” dedim. Bana: “Nerelisin?” dedi. Ben:”Bağdatlıyım.” dedim. “Kimin oğlusun?” dedi. “Osman'ın oğluyum.” dedim.... ”Allaahhh! Huuuu!, Baakiii!, Allaahhh!” dedi. Tekrar ikinci bir sefer rabıtaya geçti... Aradan yarım saatten fazla bir zaman geçti. Ondan sonra gözünü açtı. Dedi ki: “Oğlum ben mahşerden geliyorum. SuphanALLAH! Cenab-ı Hakk bize öyle bir selahiyet bahşetmiş ki... Arkadaşlarımızı aldık. Saf halinde sıratı geçtik. Bir m... Devamı

AREFE GÜNÜNÜN ÖNEMİ

2004-01-22 15:19:00

AREFE GÜNÜNÜN ÖNEMİ Kıymetli geceye kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Fakat Arefe ve Kurban bayramının üç gecesi böyle değildir. Bu dört gece, bugünleri takip eden gecelerdir. Arefe, yalnız Zilhiccenin 9. günüdür. Yani, kurban bayramından önceki güne denir. Ramazan bayramından önceki güne ve başka güne Arefe denmez. Arefe günü yani bugün yapılacak işlerden bazıları şunlardır:1- Arefe günü sabah namazından, Kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar, erkek-kadın herkes, cemaatle kılsın, yalnız kılsın, 23 vakit farz namazda selam verir vermez, (Allahümme entesselam...) demeden önce, bir kere, vacip olan teşrik tekbirini söylemeli, yani, (Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilahe illallahü vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd) demelidir. Camiden çıktıktan veya konuştuktan sonra, artık teşrik tekbirini okumak gerekmez. (Halebi)2- Zilhiccenin ilk dokuz günü oruç tutmak sevaptır; fakat Arefe günü oruç tutmak daha çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:(Arefe günü oruç tutana, Âdem aleyhisselamdan, Sûr’a üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.) [R. Nasıhin](Arefe günü tutulan oruç, bin gün [nafile] oruca bedeldir.) [Taberani](Arefede tutulan oruç, iki bin köle azat etmeye, iki bin deve kurban kesmeye ve Allah yolunda cihad için verilen iki bin ata bedeldir.) [T. Gafilin] (Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek yılın günahlarına kefaret olur.) [Müslim] (Yani Arefe günü tutulan oruç, geçmiş ve gelecek bir senede yapılan tevbelerin kabul olmasına yarar.)(Arefe günü [Besmele ile] bin İhlâs okuyanın günahları affolup duası kabul olur.) [Ebuşşeyh] (Arefe gününden üstün bir gün yoktur. O gün Allahü teâlâ, yeryüzündekilerle iftihar ederek göktekilere, "Ey gök ehli, kullarıma bakın, rahmetime kavuşmak ve azabımdan kaçmak için uzak yerlerden geldiler..." buyurur. Arefe günü Cehennemden o kadar çok kul azat edilir ki, başka günlerde bu kadar azat olmaz.) [Gunye](Arefe günü, kulağına, gözüne ve diline s... Devamı

SESLİ VE GÖRÜNTÜLÜ İLAHİLER

2004-01-22 15:04:00

SESLİ VE GÖRÜNTÜLÜ İLAHİLER Devamı

GELEN MESAJLAR

2006-01-20 22:12:00

  Bu bölümde sitemizde yayımlanmasını istediğiniz. Şiirleriniz. İlahileriniz. Dini Resimler. Düşünceleriniz. Yayımlanmasını istediğiniz dosyalarınız için   İletişim bölümünden yazışmayı seçiniz.Veya Ziyaretçi Defterine not bırakınız.... Devamı

KURBAN BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN

2004-01-20 21:24:00

KURBAN BAYRAMINIZ MUBAREK OLSUN !SİTE YÖNETİMİ ... Devamı

MUTASAVVUF ESSEYYİD ŞEYH OSMAN NURİ BAĞDADİ (ÖLMEZTOPRAK) HAZRET

2004-01-04 00:59:00

Bağdat’tan Yozgat’a uzanan yılların ilk başlangıcı Şeyh Ömer Ziyaeddin Hz.nin(şeyh osman bağdadi hz. şeyhi)bir sohbet esnasında "Osman yakında Bağdat'tan ayrılıp Anadolu'ya gideceksin.Orada kal,geri dönme çünkü İslam’ın sancağı Anadolu'da düştü,tekrar oradan kalkacak" buyurmuştur.Şeyh Ömer Ziyaeddin  Hz'nin bu emri ile manevi işaret verilmiştir.Anadolu'ya gelişinin manevi sebebi budur.Zahiri sebebi ise;1.Cihan Harbi patlamıştır.Osmanlı Devletinin taraf olduğu bu harpte(İngilizler Bağdat'ı işgal etmişlerdir.Bağdat halkı işgale direniş gösterirken Şeyh Osman Nuri Bağdadi Hazretleri yanına,yedi bin beş yüz eli silah tutan milis gücü,yüz bin civarı altın,elli bin civarı büyükbaş ,küçükbaş hayvan ile Anadolu’yu savunmak üzere Bağdat’tan ayrılarak Erzurum Cephesinde harp etmek üzere  yola çıkmıştır.)Anadolu topraklarına girdikten sonra yanındaki mühimmat ve askeri emniyetli bir şekilde cepheye ulaştırmak için güvenli bölgeler seçilerek yola devam edilmiştir.Bu çileli ve uzun yolda yol boyunca Anadolu insanlarından da katılanlar olmuştur. Malatya topraklarına girdiklerinde hayvanların sulanma ve yayılım ihtiyaçlarını karşılamak için  Fırat vadisi güzergahı izlenmiştir.(O yıllarda Malatya halkı şimdiki Battalgazi ilçesi olarak geçen bölgeyi ana yerleşim birimi olarak kullanmaktaydı.)Sinan köyüne vardılar ve dinlenme molası verdiler.(şu anda bu köy Karakaya baraj gölü altında kalmıştır).Şeyh Osman Nuri Hz. cepheden gelen bir telgraf ile ikinci bir emre kadar 6 ay süresince bu köyde kalmaları gerektiği emrini aldılar.Malatya halkının Şeyh Osman Nuri Hazretlerini  tanımaları ve tarikat ile tanışmaları bu günlere rastlamaktadır.Şeyh Osman Nuri Hazretleri irşad olduktan sonra hayatının her döneminde olduğu gibi tarikatı  bu beldelerde anlatmaya başlamıştır. Maalesef Malatya halkı o yıllarda tarikata gariptir.Maneviyatın güneşi olan bu zat keşif,keramet ve sohbetleriyle bu topraklara tarikatın ilk to... Devamı

BÜYÜK MÜRŞİDİ KAMİL ŞEYH ALİ KARA(K.S) EFENDİ HAZRETLERİ'NİN

2004-01-15 11:39:00

                                      Şeyh Osman Efendi feyzi herkese saçarak dağıtırmış. Şeyh Ali Efendi'ye, sana sayarak, bire bir, demiş. Bir çalışacaksın, bir karşılık alacaksın. Şeyh Ali Efendi de dervişlerine;- Ben bire bir aldım, bire bir veririm, demiş.    Bir gün türbeye bir derviş gelip, eşiğe oturmuş. Şeyh Ali efendi dervişi bir türlü içeri çağırmıyormuş. Hanımı;- Efendi, içeri çağır, yazıktır, demiş. Şeyh Ali Efendi şöyle cevap vermiş:- Ben dervişlerimi Cennet'e derviş olarak değil, evliya olarak sokmak istiyorum. Onun için çağırmıyorum.   Şeyh Ali Efendi, Şeyh Osman Efendi'nin bahçesindeki pislikleri bir çuvala koyar. Sırtında cadde oratında geçirirmiş. Delik yeri eli ile tıkar, elinin üstüne pislikler akarmış. ŞeyhAli Efendi diyor ki: "Allah sıkıntı verir, o hayra vesiledir.Her sıkıntıda insan bir eksiğini tamamlar."  Allah'ın olmadığı zerre yoktur. Allah kendisini unutturacak sıkıntı vermesin.   Dervişteki bir damla gözyaşı ummandır. Ama o gözyaşını akıtmalı, öyle akıtmalı ki, içinde kaybolmalı.   Şeyh diyor ki: "Bir derviş yıkanıncaya kadar dahi tevhidi dilden bırakmayacak. Evliyanın içi de, dışı da temizdir Şeyh Ali Efendi üç yudumdan fazla su içmezdi; çok susadığiı zaman dört yudum içerdi Birisi şeyhe demiş ki: "Ben arkadaş sevgisi istiyorum"; şeyh de demiş ki: "Geriye ne kaldı ki..." Arkadaş sevgisini içimizde taşıyalım. Şeyhe ulaştıran arkadaştır. Dervişler bir davete gitmişler. Yemekten bir kaşık alanın gözünden yaş akarmış. Dervişin biri demiş ki, yapan gözyaşıyla yapmış herhalde. Benim yemeğim ne ki, dervişlere nasip olmuş, demiş. Şeyh diyor ki; Gusülsüzsen, gusül alana kadar dilinden bir an dahi La ilahe illallah'ı dilinden bırakmayacaksın. Devamlı zikir halinde olacaksın ki, kalbine A... Devamı

RAMAZAN BAYRAMI MESAJI

2004-10-10 17:44:00

RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN Sahur ve seherin bereketini, iftarın paylaşma hazzını, teravih coşkusunu bizlere yaşatan, "ben oruçluyum" söylemini gönüllerde hissettirerek içinden geçtiği topluma bütüncül bir barış havasını solutan, pek çok güzelliği ve bereketi bünyesinde barındıran rahmet ve mağfiret mevsimi Ramazan ayını geride bırakarak, sevgi ve şefkatle birbirimize ellerimizi uzatma ve kaynaşma günü olan bayrama ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Geride bıraktığımız Ramazanda gerek bireysel ve gerekse toplumsal hayatımızda farklı bir atmosferi yaşadık. Sabır, fedakârlık, paylaşma ve dayanışma gibi erdemleri duygu planımızda öne çıkardık. Derin bir dindarlık şuuru içinde ibadet etme hazzını yoğun bir şekilde yaşadık. Şimdi ise birbirimize sevgi ve şefkatle ellerimizi uzatacağımız, kucaklaşıp kaynaşacağımız bayrama ulaştık.   Bayramlar, insanî ve dinî güzelliklerin birlikte yaşandığı, toplumun bütün kesimlerinin birbiriyle kaynaştığı sevgi ve dayanışma günleridir. Bayramlar, kendimizi yenilemenin bir aracı ve insan olmanın bilincine vararak huzur iklimine varabiliceğimiz sevgi yoluna bizi ulaştıran köprülerdir. Dinî bayramlar, insanlar ve toplumlar arası gerçek barış için yaratıcı tarafından önümüze konulan birer fırsat ve muhasebe imkânıdır.   Bayramlar; imanı, ibadeti ve tarihi bir sevinç atmosferinde buluşturan ve bu sevinci geleceğe taşıyan zaman dilimleridir. Bu zaman diliminde insanî duyarlıklar ve yardımlaşma öne çıkar, kardeşlik, paylaşma ve dayanışma ruhu canlanır, sosyal adaletin gerçekleşmesi yönünde yeni bir adım atılmış olur. Bayramlar, yalnızlaşan modern insana kendini ve çevreyi fark etme imkânı sağlar; topluma sevinç ve hüznü, sevgi ve dostluğu paylaşma ortamı sunar. Bayramlar dinî ve millî hislerimizi hareketlendiren, akrabalık bağlarını kuvvetlendiren, komşuluk ilişkilerini yenileyen, toplumsal hayatı canlandıran özel günlerdir. Dini Bayramlar, Müslümanlık bilincimizi, kardeşlik ve dostluk bağlarımızı, barış içinde bir ... Devamı

HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN

2004-09-10 22:18:00

Ulvi âlemlerin masum ve mübarek sakinleri öbek öbek mü'minlerin çevresini sarar. Rahmet ülkesinden müjdeler, kâinatın Rabbinden selâmlar ve mağfiret ümitleri getirir, Ramazan ayı… Mukaddes kelâmın nazil oluşunun yıldönümünü mü'minlerle birlikte cinler, melekler; ağacı, çiçeği, böceği, kurdu, kuşu, denizi ve deryasıyla yaşlı dünyamız da kutlar. Görünen ve görünmeyen âlemlerde tam manâsıyla bir bayram havası yaşanır. Bu ayın Cenâb-ı Hak katında müstesna bir yeri vardır. Yüce Rabbimiz kendisine muhatap olarak seçtiği kullarına sonsuz rahmetinin en geniş tecellilerini bu aya tahsis eder. Başta Kur'ân-ı Kerim olmak üzere! Tevrat, Zebur ve İncil gibi diğer semavî kitapların da bu ayda indirilmiş olması, bu günlerin kıymet ve kudsiyetini artıran diğer bir husustur. Mü'minlere İlâhî bir ihsan olarak bu günleri birer güzel fırsat bilerek değerlendirme, Rablerine olan kulluk derecelerini gösterme, Ona muhatap olabilme gayreti içine girerek tam bir ihlâs ve şuurla ibadet ve taate koşarlar. Bu gayretin neticesi elbette karşılıksız kalmayacaktır. Oruç tutup, Ramazan ayını bir kulluk şuuru içinde geçirenler tatlı bir ânı yaşadıkları, huzura erdikleri gibi pekçok nimete de mazhar olurlar. Ubâde bin Samit anlatıyor: Ramazan ayının başladığı bir günde Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam şöyle buyurdu: “İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah'ın rahmeti sizi kuşatır. O ay, yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir. Dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyle ise kulluğunuzla kendinizi Allah'a sevdirin. Asıl bedbaht olan da, bu ayda Allah'ın rahmetinden nasibini alamayandır.”(1) Ramazan her yönüyle bir ibadet mevsimidir. Her mü'min namazı, orucu, iyilikleri hizmetleri ve duâsıyla bu rahmet ve bereketten nasibini almaya çalışır. Bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahları için Allah'tan af diler. Rabbine niyazda bulunur. Cenâb-ı Hak da ku... Devamı

Bu gece Miraç Kandili!

2004-08-10 10:51:00

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, ''Miraç, insanın erdem yolculuğu, beşerilikten insaniliğe yükseliş hikayesidir'' dedi. Bardakoğlu, bu gece kutlanacak Miraç Kandili dolayısıyla yayınladığı mesajda, Miraç'ın göklere olduğu kadar, insanın kendi semasına, kalbine ve iç dünyasına doğru da yapması gereken bir yolculuk olduğunu vurguladı. Bardakoğlu, Doğulu ve Batılı kayda değer bütün önemli düşünürlerin modern çağı insanlık açısından ''gerileme ve bozulmanın öne çıktığı bir çağ'' olarak nitelediklerini ve Miraç'ın insanın yitirmiş olduğu aşk boyutunu yeniden kazanabilmesi için bir imkan olduğunu belirtti. Miraç'ın, Allah'ın sonsuzluğuna, büyüklüğüne ve birliğine yapılan en görkemli şahitlik olduğunu kaydeden Bardakoğlu, mesajına, şöyle devam etti:''Miraç'ı hatırlamak ve anmak, günde 5 kez kapısını çaldığımız Allah'ın sonsuz merhametine yeniden ulaşma dileğidir. Miraç bizlere, Cenab-ı Hak'kın kullarını sevgi ve rahmet gözüyle görebilme imkanı sunar. Bugün dünyada, yakınımızdaki komşularımızdan başlamak üzere, savaşlar, işgaller, dünyamızı tehdit eden doğal afetler, küresel ısınma ve diğer tabii tehlikeler, insanların ve devletlerin hırs ve tutkuları yüzünden karşı karşıya kaldığımız olumsuzluklardan kurtulmak için Allah'a sonsuz merhametinin kapısını dua ve niyazla çalmanın da seçkin bir anıdır. Bu anın değerini iyi bilelim ve 'duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var' ayetine sımsıkı sarılalım. Unutmayalım, dua da bir miraçtır ve dua, Allah ile kul arasında yüksek bir bağdır, insanın bu dünyadaki yalnızlığını gideren en büyük buluşmadır. Daha güzel bir dünya, daha erdemli bir yaşam ve daha esenlikli bir hayat için dua ve ibadet etmekle yükümlüyüz.Bu duygularla ülkemizde ve dünyada yaşanan bütün Müslümanların kutlu Miraç Kandili'ni tebrik ediyor, bu kutlu gecede Yüce Mevla'ya açılan ellerin ve yapılan duaların, bütün İslam aleminin birlik, dirlik ve bera... Devamı

MELEKLER

2007-01-07 09:12:00

Kuran'da Melekler   Güç Sahibi melek: Cebrail Şüphesiz o (Kuran), üstün onur sahibi bir elçinin gerçekten (Allah'tan getirdiği) sözüdür; (Tekvir Suresi, 19) Dereceleri yükselten Arş'ın sahibi (Allah), 'toplanma ve buluşma' günü ile uyarıp-korkutmak için, kendi emrinden olan ruhu kullarından dilediğine indirir. (Mümin Suresi, 15) Ona (bu Kuran'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir. (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu. (Necm Suresi, 5-6) Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmişti. Böylece ona ruhumuz (Cibril'i) göndermiştik, o da, düzgün bir beşer kılığında görünmüştü. Demişti ki: "Gerçekten ben, senden Rahman (olan Allah)a sığınırım. Eğer takva sahibiysen (bana yaklaşma)." Demişti ki: "Ben, yalnızca Rabbinden (gelen) bir elçiyim; sana tertemiz bir erkek çocuk armağan etmek için (buradayım)." O: "Benim nasıl bir erkek çocuğum olabilir? Bana hiçbir beşer dokunmamışken ve ben azgın, utanmaz (bir kadın) değilken" dedi. "İşte böyle" dedi. "Rabbin, dedi ki: 'Bu Benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve Bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)'." Ve iş de olup bitmişti. (Meryem Suresi, 17-21) Çarpıcı Bir Güzelliğe Sahip Olması Ona (bu Kur'an'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir. (Ki O,) Görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahiptir. Hemen doğruldu. (Necm Suresi, 5-6) Hz. Muhammed'in Cebrail'i Görmesi Andolsun, onu bir de diğer inişte görmüştü. Sidretü'l-Münteha'nın yanında. Ki Cennetü'l-Me'va onun yanındadır. Sidreyi örten örtmekte iken, Göz kayıp-şaşmadı ve (sınırı) aşmadı. Andolsun, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden olanı gördü. (Necm Suresi, 13-18) Cebrail'in Ufukta Görülmesi Andolsun o (Peygamber), onu apaçık bir ufukta görmüştür. (Tekvir Suresi, 23) Cebrail'in Hz. Meryem'e Düzgün Bir Beşer Kılığında Gönderilmesi Sonra onlardan yana (kendini gizleyen) bir perde çekmi... Devamı

Kuran'ın Öğrettiği Dualar

2007-01-08 09:01:00

Hamd, Alemlerin Rabbi'nedir. Rahman ve Rahim'dir. Din gününün malikidir. Biz yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Sen'den yardım dileriz. Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil. (Fatiha Suresi, 1-7) Hani İbrahim: "Rabbim, bu şehri bir güvenlik yeri kıl ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti de (Allah: "Sadece inananları değil) inkar edeni de az bir süre yararlandırır, sonra onu ateşin azabına uğratırım; ne kötü bir dönüştür o" demişti. (Bakara Suresi, 126) İbrahim, İsmail'le birlikte Evin (Kabe'nin) sütunlarını yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin";  "Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin.Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz, Sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin." (Bakara Suresi, 127-129) Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" der. İşte bunların kazandıklarına karşılık nasibleri vardır. Allah, hesabı pek seri görendir. (Bakara Suresi, 201-202) Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (savaşa) çıktıklarında, dediler ki: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et." (Bakara Suresi, 250) "...Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et... Devamı

TEMEL KAVRAMLAR

2007-01-02 08:49:00

ŞİRK Onların tümünü toplayacağımız gün; sonra şirk koşanlara diyeceğiz ki: "Nerede (o bir şey) sanıp da ortak koştuklarınız?" (Bundan) Sonra onların: "Rabbimiz olan Allah'a and olsun ki, biz müşriklerden değildik" demelerinden başka bir fitneleri olmadı (kalmadı.) Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve düzmekte oldukları da kendilerinden kaybolup-uzaklaştı. (Enam Suresi, 22-24) (İbrahim) Dedi ki: "Siz gerçekten, Allah'ı bırakıp dünya hayatında aranızda bir sevgi-bağı olarak putları (ilahlar) edindiniz. Sonra kıyamet günü, kiminiz kiminizi inkar edip-tanımayacak ve kiminiz kiminize lanet edeceksiniz. Sizin barınma yeriniz ateştir ve hiçbir yardımcınız yoktur." (Ankebut Suresi, 25)   Onlar, O'nu bırakıp da (bir takım) dişilere taparlar. Onlar o her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş şeytandan başkasına tapmazlar (Nisa Suresi, 117)   Allah dedi ki: "İki ilah edinmeyin: O, ancak tek bir ilahtır. Öyleyse benden, yalnızca benden korkun." Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Allah'tan başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz? (Nahl Suresi, 51-52) Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın. (Zümer Suresi, 65) O'nun üretip-türettiği ekin ve hayvanlardan Allah için bir pay ayırdılar, sonra kendi zanlarınca: "Bu Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır" dediler. Kendi ortakları için olan (pay), Allah tarafına geçmez, ama Allah'a aid olan kendi ortaklarının tarafına (payına) geçer. Ne kötü hüküm veriyorlar? (Enam Suresi, 136) Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur. (Nisa Suresi, 48) Hiç şüphesiz, Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında kalanlar ise, (onlardan) dilediğini bağışlar. Kim Allah'... Devamı

Peygamber Duaları

2007-01-08 08:21:00

“Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha Suresi,1/5.) “Ey Rabbimiz!Günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıkları bağışla. Adımlarımızı sağlamlaştır ve hakikati inkar eden kafirlere karşı bize yardım et.” (Ali İmran,3/147.)     “Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik, bizi bağışlamaz bize merhamet etmezsen, ebediyyen kaybedenlerden olacağız.”(Araf,7/23.) “Ey Rabbim! Senden hakkında bilgi sahibi olmadığım her hangi bir şeyi istemekten sana sığınırım. Çünkü beni bağışlamaz, beni acıyıp esirgemezsen şüphesiz kaybedenlerden olurum.” (Hûd,11/47.)   Ey Rabbim! Ben halkıma gece-gündüz çağrıda bulunuyorum. Ama bu çağrım onları senden daha da uzaklaştırmak(tan başka bir işe yaramadı). Ve doğrusu onlara bağışlayıcılığını göstereceğin ümidiyle ne zaman çağrıda bulunduysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar; günahkarlık giysilerine büründüler; daha fazla inada kapıldılar ve boş gururlarında daha da azgınlaştılar. Doğrusu ben onları açık açık çağırdım. Onlara açıktan tebliğde bulundum; ayrıca onlara gizlice özel olarak da konuştum. Ve dedim ki: Rabbinizden günahlarınızın bağışlanmasını dileyin; çünkü o kuşkusuz bağışlayıcıdır. (Nuh Suresi,71/5-10.)“Ey Rabbim! Onlar bana tamamen karşı çıktılar, zaten onlar serveti ve çocukları yüzünden hızla yok olmaya doğru giden kimselere uyarlar; ve sana karşı en korkunç tuzakları kuranlara; çünkü onlar (kendilerine uyanlara): ‘İlahlarınızı hiçbir zaman terk etmeyin; ne Vedd, ne Suva ne Yeğûs, ne Ye’ûk, ne de Nesr’i terk etmeyin’ demişlerdi. Onlar böylece çoğu kimseyi saptırdılar. O halde Sen bu zalimlere yalnızca özlem duydukları şeylerden uzaklaşmalarını emret!” (Nuh,71/21-24.)“Ey Rabbim! O cahillerin beni yalanlamalarına karşı bana yardım et. Ey Rabbim! bu kafirlerin yalanlamalarına karşı bana destek ol!” (Mü’minûn, 23/26,39.)“Doğrusu ben yenik düştüm, artık sen gel ve bana yardım et!” (... Devamı

BAŞÖRTÜSÜ

2007-01-03 08:17:00

"Mümin kadınlara da söyle, bakışlarını sakınsınlar, ırzlarını ve namuslarını korusunlar. Görünmesi zarurî olan yerler dışında cinsel cazibelerini sergilemek için açılıp saçılmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar." (Nur; 24/31)     "Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle; dışarı çıkarken üzerlerine örtülerini alsınlar. Tanınıp da eziyet edilmemeleri için en uygun olan budur. Allah çok bağışlayıcıdır, sevgi ve merhamet kaynağıdır." (Ahzap; 33/59)     "Evlenme arzusu kalmamış yaşlı kadınların, açılıp saçılarak dikkat çekme niyetleri olmamak şartıyla, örtünmeden dışarı çıkmalarında bir sakınca yoktur. Ama sakınmaları kendileri için daha hayırlı olur. Allah her şeyi duyuyor, her şeyi biliyor." (Nur; 24/60)     "Ey peygamber eşleri! Siz kadınlardan her hangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah'a saygınız varsa hafifmeşrep edalara bürünerek konuşmayın ki kalbinde hastalık bulunan kötü bir ümide kapılmasın. Ağırbaşlı olun, yerli yerinde konuşun. Vakarınızla evlerinizde oturun. Eski cahiliye devri kadınları gibi açılıp saçılarak ortalıkta salınmayın. Cânı gönülden namaz kılın, zekat verin. Allah'a ve peygamberine itaat edin. Ey peygamber ailesi! Allah sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor." (Ahzap; 33/32-33).      ... Devamı